Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisi, özellikle carry trade yatırımları yoluyla güç kazanmaya devam ediyor. Bu süreç, Türkiye’nin ekonomik politikalarındaki değişimlerle ve küresel yatırımcıların yüksek getiri arayışlarıyla yakından ilgili. 27 Eylül haftasında Türkiye’ye yabancı yatırımcı girişlerinin hızlandığı gözlemlendi ve ekonomist Haluk Bürümcekçi’nin yaptığı hesaplamalara göre, bankaların bilanço dışı yabancı para pozisyonu bu haftada 1,1 milyar dolar arttı. Aynı dönemde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık ve uzun vadeli ters swap pozisyonları da 595 milyon dolar yükseldi. Bu veriler, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik carry trade işlemlerine olan ilgisinin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Carry Trade ve Türkiye Ekonomisi: Yatırımcı İlgisinin Arka Planı
Carry trade, düşük faizli bir para biriminde borçlanıp bu parayı yüksek faizli bir para birimine yatırım yaparak aradaki faiz farkından kazanç elde etme stratejisini ifade eder. Türkiye, TCMB’nin yüksek faiz politikalarıyla dünya genelinde cazip bir carry trade piyasası haline geldi. Türkiye’de politika faizlerinin yüksek seviyelerde tutulması, özellikle yabancı yatırımcılar açısından yüksek getiri fırsatları yaratıyor. TCMB’nin bu stratejisi, seçimler sonrasında daha da belirginleşti ve carry trade girişleri hızlandı. Bürümcekçi’nin verilerine göre, seçimlerin ardından Türkiye’ye toplamda 27,1 milyar dolar carry trade girişi gerçekleşti. Bu, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Türkiye, bu dönemde uluslararası yatırımcılar için cazip bir piyasa olmaya devam ederken, ekonominin diğer dinamikleri de dikkat çekici. TCMB’nin yüksek faiz politikasına dayalı olarak Türk tahvillerinin getirisi dünya çapında en yüksek seviyelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu getiriler, küresel yatırımcılar için Türkiye’yi cazip kılan unsurlar arasında yer alıyor.
Citibank’ın Türkiye-Mısır Analizi: Yatırımcıların Karşılaştırmalı Değerlendirmesi
Carry trade yatırımlarındaki artış ve Türkiye ekonomisine olan ilginin artmasına rağmen, Citibank’ın analizlerine göre yatırımcılar arasında bazı çekinceler bulunuyor. Citibank’ın Kuzey Afrika, Levant ve Orta Asya Başkanı Omar Hafeez, Türkiye’nin ortodoks para politikalarına geçişinin olumlu karşılandığını, ancak Türk lirasının göreceli olarak güçlü kalmasının büyük portföy girişlerini sınırlayabileceğini ifade etti. Hafeez, sabit gelir yatırımcılarının Türkiye’ye olan ilgisinin devam ettiğini ancak bu ilginin beklenen seviyelere ulaşmadığını belirtti.
Citibank’ın analizinde, Mısır ile Türkiye karşılaştırması da dikkat çekiyor. Mısır, Mart 2023’te büyük bir devalüasyon gerçekleştirdi ve Mısır poundu dolar karşısında yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti. Bu devalüasyonun ardından, Mısır’a yönelik yabancı yatırımcı ilgisi hızla arttı ve yatırımcılar kısa vadeli tahvillere yöneldi. Bu süreçte Mısır’da yerel tahvil piyasasına milyarlarca dolar yatırım girdiği gözlemlendi. Oysaki Türkiye’de, Türk lirasının 2023 yılı başından bu yana yüzde 13,6 değer kaybetmesi, Mısır’daki kadar büyük bir yatırımcı akışını çekmedi.
Citibank’ın raporuna göre, Türkiye’nin yüksek getirili Türk tahvilleri yüzde 50’ye varan getiriler sunarken, Mısır Hazine bonoları ise yüzde 20’nin üzerinde getiri sağlıyor. Ancak, Türk lirasının kademeli değer kaybı ve göreceli gücü, yatırımcıların daha temkinli hareket etmesine neden oluyor. Hafeez, Türkiye’deki büyük portföy girişlerinin daha sınırlı kaldığını, ancak Mart ayında yapılacak yerel seçimlerin Türkiye’nin ekonomik geleceği için kritik bir test olacağını belirtti. Bu seçimler öncesinde Türkiye’nin uyguladığı ortodoks politikaların yatırımcı güvenini artırdığını ifade etti.
Mısır’da Devalüasyon ve Türkiye’nin Durumu
Mısır’da gerçekleşen büyük devalüasyonun ardından, yerel para biriminin hızla değer kaybetmesi yabancı yatırımcıları cezbetti ve yerel tahvil piyasasına büyük sermaye girişleri yaşandı. Ancak Türkiye’de bu tür bir hızlı değer kaybı yaşanmadığı için, büyük portföy yatırımlarının daha sınırlı kaldığı görülüyor. Citibank’ın analizinde, Mısır’ın bu devalüasyon sürecinde yatırımcıların ilgisini çekmekte daha başarılı olduğu vurgulanıyor. Ancak Türkiye’de de yabancı yatırımcıların carry trade işlemleriyle ilgili ilgisinin devam ettiği ve yatırımcıların yüksek getiri potansiyeli nedeniyle Türkiye’ye olumlu baktıkları ifade ediliyor.
Türk lirasının görece güçlü kalmasının, Türkiye’nin daha büyük portföy yatırımlarını çekmesini zorlaştırdığı belirtilirken, Türkiye’nin yüksek faiz politikalarıyla bu açığı kapatmaya çalıştığı görülüyor. Bu bağlamda TCMB’nin politika faizine bağlı Türk tahvilleri, küresel yatırımcılar için önemli bir getiri kaynağı olmayı sürdürüyor.
Türkiye’nin Ekonomik Politikaları ve Yabancı Yatırımcıların Beklentileri
Türkiye’deki seçimler sonrası izlenen ekonomi politikaları, yatırımcı güvenini artırmaya yönelik atılan adımlarla şekilleniyor. Citibank, Türkiye’nin ortodoks politikalara geçişinin yabancı yatırımcılar tarafından olumlu karşılandığını, ancak bunun yeterli olmadığını belirtiyor. Hafeez, yatırımcıların uzun vadeli güven için daha somut adımlar görmek istediğini ve Mart 2024’teki yerel seçimlerin Türkiye’nin ekonomik politikalarının geleceği açısından kritik bir test olacağını ifade ediyor.
Mart 2024 seçimleri, Türkiye’nin izlediği yeni ortodoks politikaların ne kadar sürdürülebilir olduğunun göstergesi olabilir. Yatırımcılar, bu süreçte hem hükümetin politikalarını hem de ekonomik reformların nasıl şekilleneceğini dikkatle izleyecek. Eğer Türkiye, bu süreçte istikrarı sağlayıp yatırımcı güvenini artırmayı başarırsa, daha büyük portföy girişleri görebilir.
Yabancı Yatırımcıların Türkiye’ye Olan İlgisi Sürecek mi?
Türkiye’nin yüksek faiz oranları, yabancı yatırımcılar için cazip bir getiri sunmaya devam ediyor. Ancak, Türk lirasının değer kaybının sınırlı kalması, bazı yatırımcılar için bu getirilerin risklerini artırıyor. Özellikle Citibank’ın analizinde belirtildiği gibi, sabit gelir yatırımcıları Türkiye’ye olumlu bakmaya devam ederken, beklenen büyük yatırımların gerçekleşmemesi, liranın göreceli gücüyle açıklanıyor.
Türkiye’nin önündeki zorluklardan biri, yatırımcı güvenini sürdürülebilir hale getirmek olacak. Yüksek getiriler kısa vadede yatırımcıları cezbetse de, uzun vadeli istikrar ve güven ortamının sağlanması, Türkiye’ye yönelik daha büyük portföy yatırımlarının gerçekleşmesi için kritik önem taşıyor. TCMB’nin politika faizinin dünya çapında en yüksek oranlardan biri olması, bu süreçte Türkiye’yi avantajlı kılıyor. Ancak, Mart 2024 seçimleri ve sonrasında izlenecek ekonomik politikalar, yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini şekillendirecek.